|
Sarkilar - Oguz Atay DUN, BUGUN, YARIN
When I was a little child ,
Bir yokluktu Ankara.
Apres moi dull and wild
Town ne oldu, que sera?
ITHAF ve MUKADDIME King Soloman Speare'di adinin Incilcesi
Suleyman Kargi dosttur Turkceye tercumesi
Hamlet icin Horatio neyse oyleydi bana.
Kibris dolaylarindan gocmus anavatana.
Yikik bir sur ustune buyuk, cesur ve magrur.
Saplanmis bayrak gibi Ankara'da oturur.
Selim Isik tek ve Turk. Ve duygulu, amansiz.
Sabirsiz ve olumsuz, yasantida cansiz
Sanilirdi; gercekti, hayir gercek degildi.
Tutunamayanlarin tarihine egildi.
Kelime ve yalnizlik hayatin tadi tuzu
Kucaklamak isterdi olumu ve sonsuzu.
BIRINCI SARKI
Dokuz yuz otuz alti. Tarih dusuldu. Nicin?
Dogumu onemlidir - yani kendisi icin.
Burusuk yuzler, bezler arasinda bir canli
Baspamagini emdi (yikanmamis ve kanli)
Cahildi, ne bilsin libidonun adini
Duymustu belki belki askin kokusunu, tadini
Sonradan uzun olan yumuk parmaklarinda.
Ilk resminde beyazdi kundagi gibi yuzu.
Bir tasra konaginda yasadi ilk gunduzu.
Buyukanne, Osmanli sabriyla agir agir
Saliyor besigini. Dede bunak ve sagir.
Gelin urkek ve saskin, dede doksani askin,
Gozlerinde kalmamis hicbiri askin.
Ne zaman yemegini yedigini bilmiyor.
gordugu karisi mi gelini mi bilmiyor.
Asirlik ayaklari, evde bir hastalikti
Geceleri dolasan. Dalgin karni acikti;
Kalkti yer yatagindan, iki ayakli huzun.
Selim'in besigine ugradi, beyaz tulun
Altinda yatan teni oksadi. Titrek elin
Tuttugu son canliydi. Snaki, " Mutfaga gelin!"
Diyen bir sese dogru yonelirken, bir agri
Saplandi. Olu buldu onu sabah ruzgari
Ilk ruzgarin teriyle (bilincin esiginde)
Islanarak uyandi; kivrandi besiginde
Kundagiyla buyuk ve beyaz bir elma kurdu
Esirlik turkusunu butun eve duyurdu.
Baba genis yatakta dondu; yorgani kapti;
Anne, meme vermenin sancisiyla harapti.
Ilk ve son kocasinin, " Cocuga bak Muzeyyen!"
Miriltisiyla kalkti kadin kokan yerinden.
Corridos adasinda Permanlar arasinda
Elinde kendi gibi kuru bir barracinda
Tutarak,i on ikinci derece bir denklemi
Kaygisiz cozmesiyle, Ferrania Sandolem'i
Indirerek tahtindan kadin saltanatina
Son veren Panton Hipyos ya da once atina
Sonra kadina tapan Hun gibi Numan Isik
(oysa ilk yillarinda anneme nasil asik).
Uykulu gogusleri-kim bilir ne kadar tazeydi.
IIpek geceliginin icinde sert ve diri
(mektuplarinda Numan Bey, askini esli Turkce
-evlenmeden elbette- anlatirmis anneme)
Kayarken karanlikta, dede bir tas yigini
Gibi, genc lohusanin acitti ayagini.
Aci bir ciglik kesti Selimin nefesini
Belki o anda duydu korkunun ilk sesini.
Evin arka bahcesi otlar ve tahta perde.
Anilar basladi mi? Pasli bir kilim yerde,
koruyor dis dunyadan. Ilk bocekler elinden
Kayip geciyor. Nine dusmuyor dilinden
Belirsiz anlamlarla uuytan ninnileri
Hu diyen dervisleri urkunc ecinnileri.
Dandini ve dasdana, kov bostanci danayi
Yemesin lahanayi, yemesin lahanayi.
Bir yasinda kizamik, iki yasinda sitma,
Yakaladi Selim'i. Yavtum terleme kosma!
Terli bir uyanistan sonra tam uc yasinda
Disti yataga baygin. Aglayarak basinda
Kuran okur annesi; bir acilsa gozlerin.
Ne diyorsun Allahim duyulmuyor sozlerin.
Baba mirildaniyor; Selim Isik, guzel sey!
Agliyor gurultuyle; hey rahmetli Numan Bey!
Kasabanin tek doktoru topal Muvakkar.
Muvakkar'in tek gozu birazcik sehla bakar.
"Topal doktor kalksana, lambalari yaksana,
Selim elden gidiyor, caresine baksana."
Muvakkar'in gozuvarmis derler annemde
Babama severek varmis derler annem de.
O zaman kac senesi; tip bildiginiz gibi.
Butun umut Allahtan; hep bildiginiz gibi.
"Zaturreé. Geceyi atlatirsa umit var.
Kisin olsa giderdi." (disarida islak bahar).
Birden gozunu acti: karanlik pencereler,
Yagmur izleri. Selim, "Ataturk'u gordum,"der.
Tasrada yetisirken ogrendigi tek dildi
Turkce, cahil Selim'in. Bu kadar diyebildi.
Oysa bilseydi (canim) biraz da Fransizca
"Voila Ataturk maman" derdi muhakkak orda.
Az gelismis babanin az gelismis tek oglu ,
Simdi hatirladimda gozlerim doldu.
Donuk aydinliginda idare lambasinin,
Uzerine egilen golgenin (babasinin)
Varligindan habersiz, soluk bir ates gibi
Kucucuk yataginda. Bir aydinlik belirdi:
"Iste gunes doguyor. Kurtuldu, yasayacak!"
Yamali bir yildizdi ilerde isiyacak.
Izin ver Selim biraz, Hegel, Fichte diyelim,
Felsefeyle iliskin bir de ekmek yiyelim
Boyle byurdu Kargi, thus spake King Solomon
Yerindedir bu yargi, evet hakli Platon,
Felsefeyi seviniz, fakat koparmayiniz.
Demekle ozetliyor: bu dunyada yalniziz.
Ozur dilerim senden bu sutunda acikca,
Cocukluk gunlerimde kapilmistim cocukca.
Kelimenin anlami: sevmek demek Yunanca.
Filo. Sofyayi sevmek oluyor Filosofya.
Hatirlarsin pasajda Lefter'in meyhanesi,
Servis yapar, sarki soyler; biraz kisikti sesi,
"O Sofya mu, Sofya mu. Sensiz icmek olur mu?"
Kir sacli laternaci biraz mahsun dururdu,
'In nino veritas'. Ders sofistlerden Duzikos,
Tarih felsefesinde, 'Armoniko Muzikos...'
"Gene sapittin Selim. Seni kim durduracak?"
Soylemistim Suleyman: ben baslamazsam ancak
Durdurulabilirim. Ayrica fakir dilim
Bagli hece vezniyle, tas kesildi sag elim.
Hecenin carmihina civilenmis ellerim.
Kafiye tanrisina kurban oldum. Efendim?
"bir sarkinin sonuna kadar sabredemedin."
Bundan kaybediyorum, boyle oldugum icin.
Ne olur tutma artik beni hece vezniyle
Allahin, senin ve tum sevenlerin izniyle
Cozulsun zincirlerim, tutulan kol calissin.
Bir espri ugruna harcatmayin, alissin
Selim Isik insana. Soylesin sarkisini
Kesintisiz, acemi. Ey olu ruh! kiyam et!
Begendin mi Suleyman?"Begenmedim devam et."
IKINCI SARKI
Orta Asya'daki pembe elipsin icinden
Cikan kirmizi oklara binerek, Bozkurtlar (kanatli) Cin'den
Nasil ucmuslarsa Tanca'ya kadar,
Ben de (alti yasimda) dar
Ve yuksek camurluklu tenezzuhle (Ford T modeli) Ankara'ya ulastim
Sag salim. 'Yagmur Cayevi'nin onunde dolastim
Uyusan bacaklarimi oynatarak Ankara'nin topraginda.
Tashan,
Bana dunyanin en buyuk meydani gibi geldi.
Gozune gunes gelmesin diye elini
Siper eden Mehmetcik heykeli ne guzeldi.
Ve bustlerinden yalniz gogsune kadar tanidigim Ataturk
Kabartmali ve yuksek
Bir mermerin ustune cikmis atiyla.
(Boylece tanismis oldum heykel sanatiyla.)
Baba, oradaki kadin sirtinda ne tasiyor?
"Bomba." Neden? "Turk yurdu topyekun savasiyor."
Savas cephede bitti (yirmi yil once).
Oysa, bir turlu bitmez okul kitaplarindan ince
Sesimle okudugum
Siirlerde (Zafer Bayrami munasebetiyle)."Oglum,
Bu ne Seker ne de Kurban Bayrami,"
Derken babam hakliydi,
30 Agustos gunu elini operek ondan
Para istedigim zaman.
(Babama siir okumayi bile dusunuyordum o sirada.)
Babam siir sevmezdi. Evimize arada
Gelen Mimar Cemil Uluer yalniz siir yazardi.
(Babam bu adama nedense kizardi.)
"Bir kere, mimar degil bu herif.."
Diye basladi mi, hafif
Uzulurdu annem. "Canim Numan Bey
-bey derdi babama- bu kadar sey olma (sey derdi annem sik sik).
Adamcagiza yazik."
Mimar Cemil siir bina ederdi.
Kislik komuru bizim evden giderdi.
Mustesar Namik Beyi ziyaretlerinde de arz-i hurmetleriyle
Ve kimin okdugu belli olmayan hikmetleriyle
Dolu kitabini sunar; bir kat giyilmis elbise alir (yazlik).
Sair ve mimar olmaktan vazgectim(yazik).
Sevmedim okulu once,
'Ogretmenim' tutmadi yerini annemin (bence.)
Beni cingenelere vermek istemeseydi
Babam, bir dev anasi gibi
Gorunen ogretmenden kacardim (ne iyi olurdu).
Korkuyu
Bahcedeki huysuz ve parlak kanatli
Horoz tanitti bana.
Bir de ogretmenim Rana.
"Kulagini cekerim. konusma, terbiyesiz,
Yakarim agzinizi. cisim geldi derseniz.
Kirarim notunuzu haylazlik ederseniz.
Yarina satir satir ezberlensin dersiniz."
Yorgani attim uzerimden o gece,
Ciplak ayakla taslara bastim o gece. Kirk derece
Atesim ciksin diye bekliyordum. Sakin
Gondermesin babam beni okula yarin,
Olur mu Allahim. -Allahim diye baslamisken
Dua edeyim hemen:
Babama, bana ve nineme
Ve apartmandaki Baha Beye, karisina ve ogluna
Ve mahalledekilere ve rahmetli dedem Husrev kuluna
Ve Ankara'dakilere ve Turkiye'dekilere
Ve dunyadaki butun iyilere
Rahatlik ver.
Onlarin icinde (varsa eger)
Hirsiz, fena
Ve kotuluk etmek icin insana
Firsat bekleyenlere
VE beni azarlayan kapicimiz Kamber'e
Ve beni bahcede korkutan horoza
Ve ezberimi bilmezsem ceza
Verecek ogretmene
Rahatlik verme.
(Ceza vermezse rahatlik ver.)
Yeter
Bu kadar. Allah kizar sonra cok istersen.
Yalniz unuttum; ne olur rahatlik versen
Galatasaray oyuncularina. Yarin
Maclari var da; yenilmesinler sakin.
"Bu cocuk ne olacak boyle. Muzeyyen? Yaramaz
Olsaydi pisirik olacagina. Hic kimseyle konusmaz
Sinifta. Tek basina kosar durur bahcede. Onu
Eve kapatmak dogru mu?
Caliskan fakat korkak." Annem uzuldu
Fakat belli etmedi. 'Ogretmenim' cok guldu
Carpinca agaca 'Affedersiniz'
Dedigimi anlatirken. Annem sozu kisa kesti: "Dersiniz
Baslayacak. Vaktini aldim Rana.
Insallah buyuyunce lazim osur vatana."
Olmadi kimseye lazim. Aranmadi
Aramayinca.
Okul boyunca
Ne futbol takimina alindi, ne sinif mumessili olabildi.
Nedense bir yonuyle -belki de her yonuyle- saf kalabildi.
Yalniz bir korku kaldi kuskuyla karisik;
Sonunda kotu bir sey olur korkusuyla yasadi Selim Isik
Her olayi. Eski bir yara izi icinde sizladi, her egilisinde
Insanlara. Dunyaya bir daha gelisinde
Cocuk ve korkusuz yasamak ister surekli.
Buyumek, yalniz tutunanlara gerekli.
Ikinci gelisinde ciril ciplak dolasacak
Kelimenin butun anlamiyla ciril ciplak
Hep birlikte (son siniflar) toplandik arka bahcede.
"Ciktik acik alinla'yi soyledik bir agizdan
Muzik sinaviydi bu (toptan).
Herkes pekiyi aldi, imtihan iyi gitti
Son gunuydu okulun, mujde ilkokul bitti.
Yaz sicaginda evde
Cani sikilmasin ve
(Zararli iliskileri olmasin sokakta)
Kis gunu
Eski hastaliginin izlerini tasiyan gogsunu
Usutmesin dusuncesiyle
Eve kapandigi zaman -yani okul disindaki butun saatlerde-
Divanda otururdu
Durmadan dergi okurdu.
(Siz 'libidonun Olumu'
Filmini gordunuz mu?)
Binbir Roman, Yavruturk,
Cocuk Haftasi. "Buyuk
Adam olacak." Misafirler saygiyla bakar yuzume,
Sevgili buyuklerim: iste size bir manzume
Sabah erken kalkarim
Ne yuzumu yikarim
Ne sokaga cikarim.
Kisin soba yakarim
Yazin camdan bakarim
Hayattan yok cikarim.
Oglen olur yemek yerim
Fircalanmaz hic dislerim
Acaba ne yapsam derim
Kovboy filmine giderim
Donunce kizar pederim.
Aksam olur gunes batar
Babam hep anneme catar
Cici cocuk erkenden yatar
Hayat sikici ne kadar.
UCUNCU SARKI
Siz de benim gibi,
Gunleri
Sevgiyle isteyerek
Degil de, takvimden yaprak koparir gibi gercek
Bir sikinti ve nefretle yasadinizsa, Ankara gunesi sizin de
Uyusturmussa beyninizi. Ata'nin izinde
Gitmekten baska bir kavrami olmayan
Cumhuriyet cocugu olarak yayan,
Pis pis gezdinizse (o siralarda adi Opera Meydani olan)
Hergele Meydani'nda bu sari ve tozlu alan
Igrendirmediyse sizi,
Bir tasra cocugu sifatiyla ozlemeyi bilmiyorsaniz denizi,
Kaybettiniz (benim gibi)
Oysa,
Ayni Hergele Meydani'nda
Golgede on bes, guneste yedi bucuga tiras eden
Berberleri gormeden
Yalniz renkli yanini yasadiysaniz hayatin
Ve hergele ve beygir oldugunu duymadiysaniz atin
Sakali uzamis seyyar saticilara kese kagidi satmadinizsa,
Icinde aut ve salebin olmadigi 'donduma kaymak'tan tatmadinizsa
(Ayni Hergele Meydan'inda)
Kazandiniz. (Kimse yoktu -cirkinlikten baska- Selim'in yaninda)
En bayagi ve en mustehcen
(Fakat fiyati ehven)
Romanlari kiralamak icingecesi bes kurusa
Samanpazari'na cikan yokusa
Degilde saga sapin. Etiler'in at oynatmis oldugu Ankara'da
Hamallarin gittigi Sumer sinemasiyla ayni sirada,
Pardayan, Pitigrilli ve Fantoma
Ve Hayber Kalesi ve Tahir ile Zuhre bir arada
Yigilmis bir tezgahin uzerine. 'Geceleri Okumayiniz'
Orhan Cakiroglu'nun maceralarini.
Selim Isik, dunu bugunu yarini
Iste bu ortam icinde oldurdu.
Eksiklik duygusunun acisiyla guldurdu.
Ucuz dusuncelerindeki ucuz duzen, ucuz romanlarin ucuz yasantisi
Ucuz huysuzluklarin ucuz saplantisi
Ucuz ucuz ucuz ucuzdu.
Dalgin, sinirli, suskun huysuzdu.
Altimizda kalabalik bir aile otururdu.
Masasinin uzerinde bir kuru kafa dururdu,
Ortanca ogullari tip talebesi Saffet'in
(Siritan kabustu benim icin.)
Ne olur su kuru kafayi kaldiriniz
Beni korkutmaya yok hakkiniz
Herkes doktor olamaz ki,
Siz bana iyisi mi
Nazim'dan siirler okuyun.
Hani su 'Culus-u Humayun'
Diye sozlerini pek anlamadigim
Fakat misralarinin sesini sevdigim siir,
Bir de 'Olume Dair'
Sonra da Liszt'in Ikinci Macar Kampanasini
Ve Puccini'nin Tosca Operasini
(Canim, mandolinle caldigim arya)
Calarsiniz gramafonda.
Bir yumusama gelir yuzune
Kafatasi durur gene
(Fakat bir tulbentle ortulu)
Caruso'nun eski plakta hiriltili sesi duyulur yalniz
Sonra tip talebesiyle kursun asker oynariz.
Cranium fibula radius
Sacrum patella carpus
Nasil ezberlenir Allahim
Arapca dua eden insanin Latince kemikleri?
Saffet kulun anatomiden cakti,
Selim kulunla oynamayi birakti.
Alt katta bir kiraci daha: Ecmel Karakas
Ve gari mesru karisi (yavas
Soyle duymasinlar). Bana yuz vermiyor bahcede guzel kizi
(Oysa bahcede gecirdim butun yazi)
Dut agacina cikiyor benden kacarak,
"Sen de arkasindan ciksana ahmak!"
Daha daha: pisirik, beceriksiz, korkak.
En ust katta, karrsimizda, Airf Beyin refikasi
Laima Hanim ut calardi (Sarahaten acaba soylesem darilmaz mi?)
Ister tasrada ister Istanbul'da olsun
Ister burnunuza mangal dumani dolsun
Ister merdiven sahanliklarinizda
Kalorifer dairesinden gelen linyit kokusu,
Hepsinden daha kuvvetli ve etkilidir dokusu
Icinize isleyen 'alaturka'nin. Kucuk yasta icirilir yavasca
Derinin altina (cicek asisi gibi). Arkadasca
Sokulur oksayarak,
'Sine-i suzanimi' eder helak
Pek tesiri duyulmasada gunduz
(cunku o saatlerde ya kahvede vakit oldururuz,
Ya da paydos zilini bekleriz dairede)
Saat bes oldu mu, bin alti yuz kirk sekiz metrede
Ve bilmem kac kilosiklda basladi mi yayina Turkiye Postalari,
Yataginda zevkle inletir hastalari
Hemen fasil heyeti,
Duyulur dort bucaginda yurdun. Aksam nobeti
Tutan sinrdaki erden,
Iki kere mars oldu ustuste diye, terden
Pantolonu iskemleye yapisan pispirik Ismail'e kadar
Herkesin cigerine mikroplu havayla birlikte dolar.
Sirti hafif kamburlasmis ve dar goguslu
Tamburlardan yavasca yayilir havaya, aksamustu.
Efendiyi ve usagi birlikte mesteden
Makamdan makama ve besteden
Besteye gecerekten
"Tek tek ataraktan bade suzerekten"
'Cikmam Allah etmesin meyhaneden'
Cikmam korkusuyla alaturkasiyla beni kahreden
Icki Evinden, olmeden once.
Bence
Alyuvar, akyuvar, bir de alaturkadan murekkeptir kanimiz'
Dinlerken sikilsada canimiz,
Nasil birseydir (acaba guzel midir?)
Kim bilir.
Benim kanima giren baska bir sanat:
Darulbedayi'de tuluat.
(Tasirim bugune izlerini.)
Annem, olu dogurduktan sonra ikizlerini,
Bana gebe kaldiginin yedinci ayinda,
Tepebasi'nda, tiyaronun salas sarayinda
(Darulbedayi'de) Hazim'in 'Lukus Hayat' oyunuda,
O kadar gulmus, o kadar gulmus ki, sonuda
Korkmus, birsey olacak diye karnindaki Selim.
Oysa Selim, bildiginiz gibi, elim
Olmak isterken gulunc oldu bu sayede
Buyuk bir inhiraf oldu gayede.
DORDUNCU SARKI
Baharin son gunleri; komurlukler arasinda
Camasir ipleriyle kesilen
Uc agacli bahcemizin yanindaki papatyali arsaya bitisik
Sert kaldirimli ve yokusu dik
Yolda, ayakkabilarimin burnunu
Carpmamaya calisarak sekiyorum.(Becermek mumkun degil bunu.)
Bir satici eseginin kufeleriyle sigmadigi dar
Bogazi asiyorum
Ve servi agaclariyal kasvet
Ve daha birtakim agir duygular veren
Kucuk meydana ulasiyorum.
Burada duvari yikik
Bir mezarlik ve icinde bir turbe,
(Yillar sonra gordugum Karacaahmet Mezarlik Bankasinin -tovbe de-
Yaninda kucuk bir hesap sayilirdi.)
Turbenin parmakliklarina dugumlenmis caputlari.
Sudan cikarilmis bir olunun parmaklarina takili
Yosunlar gibi gorurdum. Ve duvarin onundeki kara cali,
Bana olumun tastanligini anlatan bir hocaydi kara sakalli.
Carpik mezar taslari arasinda,
Olulerin besledigi cimenlerin ortasinda
Turbedeki tas tabutlar kadar
Kayitsizsca uzanmis cocuklar.
(Korkulari yaslari kadar)
Oysa,
Saffet Agabeylerdeki ortanca hizmetci Guldum Abla,
Anlatirken ne bicimde gidilir cehenneme
Ve bakarken namaz kilan anneme
Bir eksiklik duyardim olumun icaplarina dair
Icimde. Sair
Ve mimar Cemil Uluer, burusuk derisi ve dissiz agziyla
Gulsum Abla daher aksam vaaziyla
Korkuturdi beni. Hayattayken sag elle burun silmenin
ve oldukten sonra kiyamette,
(Cehennemde veya cennette)
Her kilinda bir mizika bulunan Deccal'in esegini bilmenin
Gunah oldugunu ogremistim.
Zavalli Selim, zavalli Selim,:
Kendi kendimi yerdim
Ne yapmali, ne yapmali, diye
Oysa kucuk hizmetcileri Hediye.
Bos verip butun cezalara,
Hazreti Yusuf'un kuyuya cektigi ezalara,
Adem'in bugday agacindan memnu meyveyi
Yemesine -yoksa elma agaci miydi?-
Kiyamet gunu yanlislikla cevirince basini
Mizikalii esegin sesine, nasil yanilacagina, kasini
Fazla almanin da ayrica gunah olduguna,
Sag ellle temizlenen butun pisliklerin cehennemde
Bogazina dolduguna
Yuzunu cok yikayan kadinin
Bu nedenle alninin yazisini okuyan kadinin
Basina gelenlere
Aldirmazdi. Su karsiki apartmandaki Helen'lere
Kacarak dudaklarini boyardi.
Benimse cok daha ciddi niyetlerim vardi.
Turbenin hemen yaninda, gene dar bir sokakta,
Kerpic bir evde, fakir arkadasim Sabri'yle, sicakta,
Ter ve yikanmis kilim kokan odasinda konusuyoruz.
Pencereden giren gunes sefaleti keskinlestiriyor.Temmuz
Ayinin bitkinligi ve olum korkusu
Kelimeleri agirlastirirken, terimi siliyorum
Dinsel bir korkuyla. Daha. 'Euzu minsseytaniracim'i bilmiyorum
Baslamak icin duaya. Sabri bir din adaminin yavas
Hareketlerini taklit ediyor. Bende saygili bir telas,
Namaz surelerini ezberlemekle geciriyoruz
Bizi olume yaklastiran zamani. Yil bin dokuz yuz kirk dokuz.
Ankara'nin butun kucuk kubbeli camilerini
Ve kararmis kiremitli mescitlerini dolastik.'Inna ateyni
Kelkevser, Fesalli lirabbike ... huvel ebter.'
Korpe dizlerde derman biter
Yatsi namazinda, yanlis mirildanilan kelimeler sirasinda
Palabiyikli, sakalli ve yirtik corapli cemaat arasinda
Dini butun iki Turk cocugu yatar kalkar.
Surekli (kendine amansiz.) Ilahiler, dualar...
Allahim pesinde
Yirmi bin fersah. Temmuz gunesinde, agustos gunesinde,
Kirli sadirvanlarin camurlu taslarina
Uzatirlar ayaklarini yalniz baslarina.
Tozlu ayaklari camurlastiran sular,
Avuc icinden bileklere, dirseklere kayar.
Hangi elimle yikayacaktim hangi kulagimi?
Ne tarafa donecektim "Selamlasana sagini!"
Pabuclari calarlar mi dersin Sabri?
Duydun mu gazetedeki haberi
Pabuc hirsizlarina dair ?
"Haydi Selim, herkesle brlikte cevir
Sola basini." Neden Sabri bu ilahiyi ogretmedi bana?
Hio olmazsa biraz dudaklarini oynatsana!
Sol cennetin irmaklari akar Allah deyu deyu.
Ogle namazinda gunes yakar Allah deyu deyu.
Gec katildi bu kervana, Allahim yakindir sana,
Bir o yana bir bu yana, bakar Allah deyu deyu.
Burasi Allah yapisi, acilsin cennet kapisi,
Bu imtihansa hepisi cakar Allah deyu deyu.
Bu kervanda herkes yaya, rastlanmaz beye, agaya,
Insan aklini duaya, takar Allah deyu deyu.
Dualar bagli topraga, dusunce sapli bataga,
Gene camiden cikar sokaga Allah deyu deyu.
Selim Isik yaz dindari, yetti ona bu kadari
Cemaat kisin ne yapar, bilmez artik o kadari
Haci Bayram Camisi'nin cevresindeki kucuk evlerden birinde.
Yeni bir ruzgar esti (Olumsuzluk ruzgari). Yokluk Tanrisini emrinde.
Yeni bir savasa katildi butun kavgalarin yedek neferi Selim
(Ben neyim, ne degilim?)
Herkes mutlu ve sorumsuz
Herkes olumlu, ben olumsuz.
Yasitlarim artik uzun pantolon giymenin
bagimsizligini yasarken
Okulun paydos ziliyle hemen sokaga tasarken
Yikici fikirleriyle aklimin ince orgusunu karistiran
Otuz uc yasinda benimle soz yaristiran
Nihat Agabeyin yaninda isim neydi?
Gene boyle yildizli ve ilik bir geceydi
Kardesim Suleyman; "Hic, ama hicbirsey yapmadik," derken
Karsimda, bardak bardak koyu cay ve paket paket ucuz sigara icerken
Cirpiniyordum: Dumlupinar, Sakarya
Istanbul'un fethi, Kosova
Birden basini kaldirip gulumseyiverdi
Kara biyiklarinin arasindan isiyan beyaz disleri
Butun inanclarimi eritti.
Anliyorsun, bilinc, inanc, bugunun sozcukleri
O, suur ve tahripten bahsederdi.
Bunca Turk buyugunun -bir kitaba gore elli kadardi-
Kazandigi butun savaslari kaybettim orada,
(Ahsap evin beyaz perdeli odasinda)
Ne Mohac, ne Mercidabik, ne yeni, ne sabik
Zaferlerimiz dayanamadi. Yalniz kromda ve gureste birinciydik artik.
Eski kahramanlklardan baska
Ileri surecek neyimiz kalmisti dokuz yuz kirk dokuzda.
Selim Isik yenilmisti, bitmisti.
Neyse tam o sirada , Marsal Amca yetisti.
BESINCI SARKI
Ttunanmayanlarin destanidir bu sarki
Dostum Suleyman Kargi.
Eller bosta kaliyor, tutnamiyorlar topraga
Anlatamiyorlar anlatilamayani.
Anlatmak gerek: Dusman sarmis heryani
Oysa, mesela Selim Isik
Anlatmadan anlasilmaya asik.
Boyle adama
(Darilma ama)
Yaklasmaz hicbir guzellik,
Dogdugu gunden bu yana kalbinde bir delik,
Almak icin butun sizilari icine.
Her zaman utanmistir baskalri yerine.
Elim varmiyor yazmaya, inmeyelim derine.
Tas devri, Sabri devri, Nihat devri, Tunc devri
Asik oldu -soyleyemez- utanc devri.
Hep utandi hayati boyunca,
(Annesi yikamak icin soyunca)
Sinifta birinci oldugu gun, eve gec kaldim, diye uzuldu.
Cani siklidi guldu, kalbi incindi guldu.
Allahi ya da ona engel olan gizli kuvvetleri
Hicbir zaman kizdirmak istemedi.
Kucuk pazarliklar yaptigi,
Camide korkarak taptigi
Zamanlarda surdurdu bu uzlasimci varligi.
Annesinin yun fanilasina taktigi nazarligi
Cikaramadi yillar boyunca. Ilk defa domuz eti yerken
Arkadaslarini israrlariyla geneleve giderken,
Hep ONUNLA (O kimdi?) bozmamaya calisti arayi,
Iki gun oruc bile tuttu bir Ramazan ayi.
(Sapi silik ve tutuk bir tabancaydi.)
Bir gun olurse, ona vatan bir mezarlik yer verecek.
Oturdu bir destan yazdi; kendini yerecek.
Sazini ve cesaretini aldi eline (butun cesareti,
Daha kotu bir seyler olmasi korkusundadir).
Canini disine takarak,
Yazilmis eski destanlara bakarak,
Sozu uzatti durdu.
Iste soyle buyurdu:
Numanoglu Selim derler adimiz
Gurultuye geldi her feryadimiz
Nedense tamamdir itikadimiz
Dikilen her kumas bol gelir bize
Cocukken gunesin tadini bilmedik
Buyuduk kadinin tadini bilmedik
Bizi anlayacak kadin bilmedik
Sevgisiz bir hayat col gelir bize
Bize ogretilen her soze kandik
'Yasaktir' 'Memnudur' dendi, inandik
Hep 'Girilmez' levhasina aldandik
Bu tutulan, yanlis yol gelir bize
Benim cefali yarim kafamdir
Divanda dusunmek butun safamdir
Mulkiyet benimcun buyuk evhamdir
Senin olanlari nideyim gayri
Dostun vefalisi butun istegim
Kiz pesinde olan dostu nideyim
Her an yasamaliyim kendi gercegim
Kendi icimdeki indeyim gayri
Dostlar dedi: bu can bizden degildir
Dusman kirdi, oysa buzdan degildir
Care yok dunyadan gideyim gayri
Bana ilham getirdin
(Hem de yaktin bitirdin)
Ey! Elesius daglarindan esen ruzgar
Kissamiz burada biter
Bu kadar.
|